Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu'nda görevli Avukat Yasemin Karakeçili, son dönemde kamuoyunun gündeminde olan "Suça Sürüklenen Çocuk” kavramına ilişkin tartışmaları değerlendirdi.
Son dönemlerde gündeme gelen bazı ağır suçlarda failin çocuk olması, "Suça Sürüklenen Çocuk” kavramına ilişkin tartışmaların ortaya çıkmasına neden olduğunu söyleyen Karakeçili, bu hukuki kavramın ne anlama geldiğini ve nasıl uygulandığını detaylandırdı.
Karakeçili, "Suça Sürüklenen Çocuk” henüz 18 yaşını doldurmamış ve hakkında ceza soruşturması yürütülen çocuklara uygulandığını ifade etti. Ayrıca Karakeçili, adalet sisteminin sadece faille değil, mağdurla ve toplumla da ilgilendiğini paylaştı.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK NE DEMEK?
“Suça sürüklenen çocuk” kavramının cezai eylemini inkâr etmediğini vurgulayan Avukat Yasemin Karakeçili, “Türk hukuk sisteminde 'suça sürüklenen çocuk' kavramı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun tanımlanmıştır. Buna göre, henüz 18 yaşını doldurmamış ve hakkında ceza soruşturması yürütülen çocuklara bu tanım uygulanır. Kavram, çocuğun cezai eylemini inkâr etmez; ancak onun gelişim sürecinde olduğu, suçun arkasında çevresel, sosyal ve psikolojik etkenlerin bulunduğu kabul edilerek özel bir yaklaşım benimsenir” dedi.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK TARTIŞMALARI NEDEN ORTAYA ÇIKTI?
Avukat Karakeçili, suça sürüklenen çocuk tartışmaları neden ortaya çıktığını şöyle anlattı:
“Son dönemde kamuoyunun gündemine gelen bazı ağır suçlarda failin çocuk olması, suça sürüklenen çocuk kavramına yönelik tepkileri beraberinde getirmiştir. Toplum vicdanını etkileyen bu olaylar karşısında, yaş küçüklüğü indirimi, tutuksuz yargılama gibi uygulamalar cezasızlık algısına neden olabilmektedir. Ancak bu uygulamalar, Anayasa, Türk Ceza Kanunu ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu gibi iç hukuk normları ile Birleşmiş Milletler belgelerine dayanmaktadır. Bu sistemde amaç, çocuğu cezadan muaf tutmak değil; onu rehabilite etmek ve benzer olayların tekrarını önlemektir.”

“SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK YOKTUR” İFADESİNE NE DİYORSUNUZ?
Karakeçili, "Suça sürüklenen çocuk yoktur" ifadesinin toplumun adalet beklentisinden doğan duygusal bir tepki olduğunu ancak bunun hukuken doğru olmadığını kaydetti.
Suça sürüklenen çocuk kavramı, çocuğun yargılanmasına engel olmadığını altını çizen Karakeçili, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu ifade, toplumun adalet beklentisinin yüksek olduğu ve özellikle ağır suçlar karşısında duyulan duygusal tepkinin bir yansımasıdır. Ancak hukuken bu doğru değildir. Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesi çocukların ceza sorumluluğunu yaş gruplarına göre düzenlemiştir. Ceza ehliyeti olmayan ya da sınırlı olan çocuklar bile, eylemleri ciddi olduğunda adli sürece tabi tutulur. Suça sürüklenen çocuk kavramı, çocuğun yargılanmasını engellemez; ancak bu yargılamanın özel koşullarda yapılmasını ve çocuğun gelişiminin dikkate alınmasını gerektirir.”
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARA CEZA İNDİRİMİ VAR MI? VARSA NASIL UYGULANIR?
Türk Ceza Kanunu uyarınca çocuklara yönelik ceza indirimi uygulandığına dikkat çeken Karakeçili, “12 yaşından küçük çocuklar ceza sorumluluğuna sahip değildir. 12–15 yaş arası çocuklar ise ancak fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği raporla tespit edilirse cezalandırılır. 15–18 yaş arasındaki çocuklar ise ceza sorumluluğu taşır, ancak cezalarında indirime gidilir. Bu indirim, onların yaş ve gelişim düzeyleriyle orantılı olarak, yeniden suça yönelmemeleri için öngörülmüştür. Ayrıca CMK ve Çocuk Koruma Kanunu da tutuklama gibi ağır tedbirlerin çocuklara karşı son çare olarak uygulanmasını öngörür” ifadelerini kullandı.
“ADALET SİSTEMİ MAĞDURU DA KORUMALI"
Karakeçili, adalet sisteminin sadece faille değil, mağdurla ve toplumla da ilgilendiğini dile getirerek konuşmasını şöyle tamamladı:
“Son olarak şunu ifade etmek gerekir ki, suça sürüklenen çocuk kavramı, çocuğun işlediği suçu görmezden gelmek ya da cezasız bırakmak anlamına gelmez. Bu kavram, çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve yönlendirilme ihtimali göz önünde bulundurularak adil bir süreç yürütülmesini sağlar. Elbette mağdurun hakları da bu süreçte ihmal edilemez. Adalet sistemi, yalnızca faille değil, mağdurla ve toplumla da ilgilenir. Bu nedenle hem çocuğu topluma yeniden kazandırmak hem de mağdurun haklarını korumak arasında sağlıklı bir denge kurmak, hukuk devletinin temel sorumluluğudur.”
Yorumlar
Kalan Karakter: