Kent sokaklarının bilinen isimlerinden biri olan Ramazan Tekatlı, her yıl aynı noktada kurduğu tezgâhında bu sezonun zor başladığını anlatıyor.
Gün boyu yanından yüzlerce kişi geçiyor; kalabalık çok fakat durup kestanenin sıcaklığına yaklaşan pek yok.
“Ben Ramazan Tekatlı. Bu sene kestane sezonumuz yeni açıldı ama işler durgun gidiyor. Geçen senelere göre düşüş var, artış yok. Müşteri varsa satış oluyor, yoksa böyle bekliyorum” diyor Tekatlı.

Tezgâhın başında ayakta kalmaya çalışan esnafın sözleri yalnızca bir işletme sıkıntısını değil, genişleyen bir ekonomik daralmayı da işaret ediyor. Kestaneyi eline alıp çevirdiği her hareket, sanki memleketin alım gücündeki erimenin sessiz bir yansıması gibi.
“Kestanenin yüzüne bakan yok”
Tekatlı, bu yıl maliyetlerin yükseldiğini, buna rağmen satışların aynı oranda artmadığını anlatıyor. Kestane Aydın’dan geliyor; nakliye ve ürün maliyeti arttıkça esnafın kar marjı daralıyor.
“Şu anki maliyetler beni kurtarmıyor. Sadece milleti alıştırmaya çalışıyoruz. Malum, milletin alım gücü düştü. Kalabalık çok ama kestanenin yüzüne bakan yok. Kestaneyi en çok parası olanlar alıyor” diyor.

Urfa’da kestane fiyatları, Tekatlı’nın sözleriyle, diğer illere kıyasla daha düşük tutuluyor. “Ben 100 gramını 50 liraya veriyorum. Başka illerde bu 100 lirayı buluyor” diye ekliyor.
Buna rağmen tezgâhın önünde durup fiyat soranların çoğu sadece bakıp geçiyor.
“Urfa’da ilgi düşük, hava soğursa işler açılır”
Kentin iklimi ve tüketim alışkanlıkları da satışları etkiliyor. Urfa sıcağı kestaneyi bastırıyor; ızgaranın kokusunun şehirde yankılanması için havanın soğuması şart.

Tekatlı durumu şöyle özetliyor; “Urfa’da kestaneye ilgi diğer illere göre düşük. Hava sıcak olunca kestane işi olmaz. Ama hava soğudu mu milletin iştahı açılıyor, o zaman ister istemez alıyorlar.”
Gün içindeki en hareketli zaman ise akşam saatleri. İşten çıkanların, okuldan dönenlerin, evine yetişmeye çalışanların arada bir nefes aldığı anlarda tezgâh biraz canlanıyor. Tekatlı’nın dediğine göre, bu kısacık yoğunluk günün kalan kısmındaki sessizliği taşımaya yetmiyor.
Kestanenin dumanı yükseliyor, tezgâhın kaderi havaya bağlı
Kentin akışını bir süre tezgâhın hemen yanında izleyen herkes aynı tabloyu görüyor: İnsanların yüzleri yorgun, elleri ceplerinde, adımlar hızlı. Kestane, çocukluk hatıralarının kokusu olduğu kadar kışın en küçük mutluluklarından biri. Fakat bu küçük mutluluğa bile yaklaşmaya çekinen bir kalabalık var artık şehirde.
Tezgâhın üzerinde kestaneler çıtırdayarak pişerken, Ramazan Tekatlı’nın sözleri havanın soğuğundan değil, hayatın ağırlığından bahsediyor gibi.
“Bütün müşterileri buraya bekleriz. Sezonu yeni açtık, inşallah havalar soğuyunca işler açılır.”
Şanlıurfa’nın en işlek noktalarından birinde, kış akşamlarının vazgeçilmez kokusu yeniden yükseliyor. Ancak bu kez dumanın altında başka bir gerçeklik var. Kestane tezgâhlarının başında işler geçen yıllara kıyasla oldukça durgun. pic.twitter.com/bEuZOzqq3g
— Urfa Değişim (@urfadegisim63) December 9, 2025
Yorumlar
Kalan Karakter: