Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, her yıl 700 bin kişi intihar ederek hayatına son veriyor. Türkiye’de ise bu sayı, günde ortalama 12 kişiye ulaşıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini yayımladı. 2024’te Türkiye'de ölüm sayısı 489 bin 361'e gerilerken, intihar vakaları 4 bin 460’a yükseldi. Kaba intihar hızı, 2001’den bu yana kaydedilen en yüksek oran oldu.
Konuya ilişkin Psikolog Remziye Ördek Urfa Değişim mikrofonlarına özel açıklamalarda bulundu. Ördek yaptığı açıklamada, “Toplumda ‘İntihar edeceğini söyleyen kişi yapmaz’ gibi yanlış bir inanış var. Oysa araştırmalar, intihar eden bireylerin %80’inin daha önce dolaylı ya da doğrudan bu niyetini dile getirdiğini gösteriyor.” ifadelerine dikkat çekti.
“İNTİHAR OLDUKÇA KARMAŞIK BİR DAVRANIŞTIR”
İntiharın tek bir nedeni yoktur. İntihar, çok kompleks bir davranıştır ifadelerine dikkat çeken Psikolog Remziye Ördek, mikrofonlarımıza yaptığı açıklamada şu ifadelere dikkat çekti, “Arka planda pek çok faktör etkili olabilir; psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve biyolojik etkenler gibi.
Bu yüzden, intihar oldukça karmaşık bir davranıştır. Görücü (belirleyici) faktörlere baktığımızda; psikiyatrik bir geçmişin olması, genetik yatkınlık, psikolojik faktörler öne çıkar.
Kişinin intihara yatkınlık gösteren bazı durumları söz konusu olabilir. Örneğin; dürtüsellik, sinirlilik, karamsarlık, baş etme becerilerinin sınırlı olması ya da esnek düşünme yetisinin olmaması, önemli psikolojik etkenlerdendir.

“KRİZLER, İNTİHAR DAVRANIŞIYLA İLİŞKİLİDİR”
Sosyolojik açıdan baktığımızda ise toplumun intihara nasıl yaklaştığı çok önemlidir. Bazı toplumlar intiharı daha kabul edilebilir bir şekilde görürken, bazı toplumlar ise kesinlikle reddeder. Bu noktada toplumsal baskının da etkisinden söz edebiliriz.
Ekonomik olarak baktığımızda, kişinin buhran dönemlerinde intiharın arttığını görmekteyiz. Krizler, intihar davranışıyla ilişkilidir. Bu nedenle intiharı tek bir nedene bağlamak mümkün değildir; birden fazla faktör bu davranış üzerinde etkilidir.
İntihar açısından en büyük risk grubu psikiyatrik sorunları olan bireylerdir. Bu grubun başında özellikle depresyon, alkol ve madde kullanım öyküsü olan kişiler yer alır. Ardından gelen grup ise ergenlerdir; çünkü ergenlik döneminde bireyler çok daha dürtüseldir.”dedi.
“MESLEK GRUPLARINA BAKTIĞIMIZDA ASKERLER, POLİSLER VE DOKTORLAR ÖN PLANA ÇIKMAKTADIR”
“Şiddet görmüş kadınlar, cinsel istismar geçmişi olan bireyler, mahkumlar ve LGBTİ+ bireyler de risk grubundadır.” Açıklamalarına yer veren Psikolog Ördek, konuşmasının devamında şu değerlendirmelere yer verdi, “Meslek gruplarına baktığımızda ise askerler, polisler ve doktorlar ön plana çıkmaktadır.
Bu grupların risk altında olmasının sebebi, intihar aracına kolay erişimleri olmasıdır. Bir diğer sebep ise psikiyatrik bir sorunla karşılaştıklarında yardım alma konusunda çekimser olmalarıdır; çünkü mesleklerini kaybetme endişesi taşıyabilirler. Bu da onları riskli gruplar arasına sokmaktadır.
Peki, intihar %100 fark edilebilir mi? Hayır. Ancak birçok intihar vakası önceden fark edilebilir belirtiler gösterir. Toplumda şöyle yanlış bir inanış vardır: "İntihar etmeyi düşünen kişi, bu düşüncesini asla dile getirmez; dile getirirse de intihar etmez." Bu, doğru değildir.
“KİŞİ BAZEN DOLAYLI YA DA DOĞRUDAN İNTİHAR EDECEĞİNİ İFADE EDEBİLİR”
Bazen kişi dolaylı ya da doğrudan intihar edeceğini ifade edebilir. Genelde yaşamın anlamsızlığından bahseder, mutlu olmadığını dile getirir, ciddi davranış değişiklikleri gösterir. Daha önce keyif aldığı şeylerden zevk almaz, sosyal ortamlardan kendini izole eder, öz bakımını ihmal eder, hatta eşyalarını dağıttığı bile gözlemlenebilir.
Bu tür sinyaller, bireyin çevresi tarafından dikkate alınmalıdır. Ne yazık ki hem uzmanlar hem de aile bireyleri ya da çevresindekiler bu sinyalleri görmezden gelebilmektedir.” ifadelerine yer verdi.
“KİŞİNİN İNTİHARA YÖNELİK DÜŞÜNCELERİ VARSA, ONA KIŞKIRTICI, KÜÇÜMSEYİCİ CÜMLELER KURULMAMALI”
Ördek, son olarak konuşmasında şu açıklamalarda bulundu, “İntihar riski taşıyan bireye nasıl yaklaşılmalı? Öncelikle, kişinin problemlerinin üzeri örtülmemelidir. Görmezden gelinmemeli, duymazlıktan gelinmemelidir.
Bazen uzmanların da yaptığı bir hata olarak, intihardan bahsedilmesinin kişiyi teşvik edeceği düşünülür. Bu, doğru değildir.
Kişinin intihara yönelik düşünceleri varsa, ona kışkırtıcı veya küçümseyici cümleler kurulmamalı; tam tersine, onun sorunları dikkatlice dinlenmeli ve bu sorunlarda ona destek olunmalıdır. İntihar %100 önlenebilir mi? Hayır. Ancak birçok intihar önlenebilir. Çünkü birey her ne kadar intiharı düşünse de, aynı zamanda yaşama da bağlıdır.
Bu, ambivalans duygusudur; yani kişi hem yaşamak ister hem de ölmek ister. İki zıt duygunun bir arada yaşanmasıdır. Dolayısıyla, intihar davranışını önlemek mümkündür. Bu noktada intiharı önleme programları geliştirilebilir, 24 saat açık destek hatları kurulabilir.
“MEDYADA YER ALAN İNTİHAR HABERLERİNİN SUNUM ŞEKLİ ÇOK ÖNEMLİDİR”
İntihara erişim kısıtlanabilir. Örneğin bireysel silahlanma sınırlandırılabilir, reçetesiz ilaç satışları denetlenebilir. İntihar kontrol noktalarında güvenlik önlemleri artırılabilir. Son olarak, medyada yer alan intihar haberlerinin sunum şekli çok önemlidir.
Bu konuda medyada çalışanlara gerekli eğitimler verilmeli, haberin içeriği çok detaylandırılmamalıdır. İntihar yöntemi, yeri ve bıraktığı mektup gibi detaylar paylaşılmamalıdır. Ayrıca intiharın ‘romantize’ edilmemesi de bu noktada büyük önem taşır.” diyerek konuşmasına son noktayı koydu.
Yorumlar
Kalan Karakter: