Sakın eşinizin saçını çekmeyin!
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, eşinin saçını çekmeyi 'onur kırıcı' olarak değerlendirip, bunun boşanma sebebi olduğuna hükmetti.
Kocasının sigara ve alkol sebebiyle saçını çekerek şiddet uyguladığını belirten genç kadın da karşı dava açtı. Koca, karısının sigara kullanmayacağını, içki içmeyeceğini vaat ederek kendisini evlenmeye razı ettiğini, istememesine rağmen eşinin ikinci ve üçüncü çocuğa hamile kaldığını öne sürdü. Bu süreçlerde kötü alışkanlıklarından vazgeçmediği gibi başına buyruk bir hayat yaşamaya başladığını, çocukları koz olarak kullanmaya başladığını, entrikacı ve maddiyatçı biri olduğunu, şiddete uğramadığı hâlde kendini dövülmüş gibi göstermeye çalıştığını dile getirdi.
Kadın ise, kocasının ve kendisinin arzusuyla çocuk sahibi olduklarını, şiddete uğradığını, çıkan tartışmada saçının çekildiğini ileri sürerek, velâyet hakkının tarafına tevdiine karar verilmesini talep etti.
Mahkeme, erkeğin evlilik birliği içerisinde şiddet uygulamak, eşinin saçını çekmek, boğazını sıkmak, hakaret etmek ve "ahlâksız, içkici, çok sigara içer" şeklinde davalıyı etrafa kötülemek suretiyle ağır kusurlu; kadının ise evlenmekle sigarayı bırakacağı konusunda söz verdiği halde bırakmaması ve davacıyla bu konuda sürekli tartışması sebebiyle az da olsa kusurlu olduğuna hükmetti.
Karar temyiz edilince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kadının boşanma davasının kabul edilmesi gerektiğine hükmedip mahkeme kararıını bozdu. Mahkeme ilk kararında direnince devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Kurul kararında şöyle denildi:
''Tarafların fiilen ayrı yaşamaya başladığı dönemde davacı-karşı davalı erkeğin küçük kızını görmek için müşterek haneye gittiği, kapının girişinde tarafların tartışmaya başladıkları, karşılıklı itiş kakış yaşandığı, erkeğin içeri girip eşini yatak odasına götürerek koluna vurduğu, saçını çektiği ve tanık ifadesine göre erkeğin elinde bir yumak saç kaldığı anlaşılmaktadır. Bu olay yüzünden Sulh Ceza Mahkemesi tarafından karı koca ceza aldı. Bu olaydan iki gün sonra da davalı-karşı davacı kadının boşanma davası açtığı, diğer yandan erkeğin eşini etrafta 'ahlâksız, içkici' gibi sözlerle kötülediği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Davalı-karşı davacı kadının ceza dosyasına konu fiziksel şiddet eylemi sebebiyle eşini affettiğine dair herhangi bir delil de bulunmamaktadır. O hâlde, davacı-karşı davalı erkeğin eşine şiddet uygulaması ve sarf ettiği hakaret sözcükleri dikkate alındığında, bu eylemlerin onur kırıcı davranış sayılacağı, dolayısıyla Türk Medeni Kanununun 162. maddesinde belirtilen şartların oluştuğu ve kadının karşı davasının kabulü gerektiği belirgindir. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararının bozulmasına hükmedilmiştir.''
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: