Kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali boyutunun ele alınması ve kadına yönelik şiddet olgusuna dünya genelinde dikkat çekilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 1999 yılında,25 Kasım "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" olarak belirlendi.

Bizde Urfa Değişim ekibi olarak Balıkgöl’de kadınlara 24 Kasım’la ilgili sorular sorduk.
Şanlıurfa’da yaşayan kadınlar sorularımıza cevap vermezken başka şehirlerden Urfa’yı gezmeye gelen kadınlar sorularımıza yanıt verdi.
Urfa’da yaşayan kadınların konuşmaması, toplum baskısı ve aşiret kavramlarından dolayı olduğu söyleniyor.

Kadınların dertleri ortak. Mikrofonlarımıza konuşan kadınlar son zamanlarda yaşanan bebek ölümleri, vahşice öldürülen kadınlardan sonra artık sokakta yürürken bile çok korktuklarını altını çizdi.
Şanlıurfa’da kadınlar kendilerini güvende hissetmediklerini aktardı.
Yargıya güvenmediklerini ve verilen cezaların yetersiz olduğunu bildiren kadınlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek bir çözüm bulmasını istedi.
Almanya’da yaşadığını söyleyen bir vatandaş, Türkiye’deki kadın şiddetinin artmasının temel sebeplerini “cehalet, parasızlık, işsizlik ve bilgisizlik” olarak değerlendirdi.

“ARTIK KENDİMİZİ GÜVENDE HİSSETMİYORUZ”
Şanlıurfa’da kendini güvende hissetmediğini ve cezaların yetersiz olduğunu vurgulayan üniversite öğrencisi Rana Yılmaz, “Artık özellikle akşamları dışarı çıkamıyoruz. İnsanın en büyük hakkı olan can güvenliği tehlikede. Artık kendimizi güvende hissetmiyoruz. Bunun yanında verilen cezalar da yeterli ve etkili değil. Evet bazıları tutuklanıyor ama bir hafta sonra dışarı çıkıyor. Yargıya asla güvenmiyoruz. Çünkü hiç kimseye gerekli cezayı vermiyor. Hiç kimse hiçbir şey olmadığı için bu olaylar daha fazla artıyor. Özellikle Urfa'ya geldikten sonra kendimizi çok fazla rahatsız ediyoruz. Hiçbir yere çıkmak istemiyoruz çünkü insanların bakışı çok tuhaf. Şanlıurfa'da kendimi güvende hissetmiyorum. Ben bir kadın olarak gerekli cezaların verilmesini istiyorum. Hem geleceğimizi hem de can güvenliğimizin korunmasını istiyoruz” dedi.

“KADINLAR OLARAK ÖZGÜR YAŞAMAK İSTİYORUZ”
“Özgür kadınlar istiyoruz” diyen Betül Deveci, kadınlar olarak Türkiye'nin hiçbir yerinde güvende hissetmediklerini söyledi.
Şanlıurfalı olduğunu ancak Antalya’da yaşadığını aktaran Deveci, kadın hakları konusunda iyileştirmeleri beklediklerini açıklayarak, “Umarım Türkiye’mizde kadına şiddet biter, özellikle Şanlıurfa için de bu durum geçerli. Biz daha özgür kadınlar istiyoruz. Kadınların da iş hayatına yönelmelerini, haklarını savunmalarını yalnız haklarını savunurken de “işte ben kadınım, önceliğim var” deyip de bunları art niyetli kullanmalarını istemiyoruz. Kadınlar olarak özgür yaşamak istiyoruz. Sadece Şanlıurfa değil biz Türkiye'nin hiçbir yerinde kendimize güvende hissetmiyoruz. Sadece kadın olarak değil erkekler de kendini güvende hissetmiyor. Erkek çocuklarına yapılan cinsel istismarları görüyoruz. Genel olarak kendimizi güvende hissetmiyoruz. Özellikle bu son dönemde ülkemize giren kayıtları bile olmayan mültecilerden dolayı hiçbirimiz kendimizi güvende hissetmiyoruz. Bence yargıda yeterli cezalar verilmiyor, umarım iyileştirmeler olur. Biz de bu tür iyileşmeler bekliyoruz. Kadınlar haklarını savunsunlar ve kendilerini ezdirmesinler ama kendilerini doğru savunsunlar. Karşı tarafta erkek diye hep kendini haklı görmesin. Adaletli bir şekilde hayatlarını sürdürsünler” ifadelerini kullandı.

“KORKUYORUM”
Şanlıurfa’ya gezmeye geldiğini bildiren Fatma Betül Haraç, İstanbul'da 4 Ekim’de, İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil adlı 19 yaşındaki iki kadının Semih Çelik tarafından vahşice öldürüldüğü olayı hatırlatarak “Ben şu an bile yolda yürürken başıma bir şey gelecek mi diye çok korkuyorum” açıklamasını yaptı.
“URFA DAHİL BİRÇOK YERDE KIZ ÇOCUKLARI OKUTULMUYOR”
Haraç, güvende hissetmediğini ve Şanlıurfa dahil birçok yerde hala kız çocuklarının okutulmadığını kaydederek, şu şekilde konuştu:
“Bu sene ülkemizde kadın çocuk genç demeden çoğu insanlar katledildi. İlk başta Ayşenur ve İkbal çok zalimce katledildiler. Bu konuda gerçekten hepimiz çok korkuyoruz. Ben şu an bile yolda yürürken başıma bir şey gelecek mi diye çok korkuyorum. O yüzden hepimizin mutlu olduğu ve birbirine zarar vermeden yaşadığı bir ülke istiyoruz. Ne kadar önlem alsak da bu şeyler başımıza daha çok fazla gelmeye başladı. Hem Cumhurbaşkanımızdan ve devletimizden bu gibi olaya daha da iyi şeyler getirmelerini temenni ediyoruz. Gerekli cezalar verilmiyor. Nasıl bir yere geldik bilmiyoruz. Ben şu an kendi ülkemde yaşamaktan bile çok korkuyorum. Başımıza daha da kötü şeyler gelecek diye düşünüyorum. Kadınlar her zaman bir adam önde olmalı. Şu an Urfa dahil çok yerde kız çocukları okutulmuyor. Hem kız çocuklarımızın okuması için daha çok projelerin geliştirilmesini istiyorum. Kadınlarımızın bu şekilde katledilmesini önüne geçilmesini istiyorum.”

“KADIN BİR EVİN HER ŞEYDİR”
Kadınların şiddeti hakketmediklerinin altını çizen Hamide Çevik, “Biz kadınlar olarak şiddeti hak etmiyoruz. Erkekler bu konuda kadınlara çok haksızlık yapıyorlar. Erkeklerin kadınların kıymetini bilmesini istiyoruz. Kadın bir çiçektir, kadın olmazsa hiçbir şeyi yönetemezler. Kadın olmazsa iş, ev ve çocuk olmaz. Yeterli cezalar verilseydi kadınlara böyle yapmazlardı. Kadına bir el kaldırmak hiç iyi bir şey değildir. Çünkü o kadın çocuklarının annesidir, evinin aşıdır. Kadın bir evin her şeydir” diye konuştu.
“ALMANYA'DA ASLA KADINA ŞİDDET YOK”
Almanya’dan Şanlıurfa’ ya gezmeye gelen ve ismini paylaşmak istemeyen bir kadın, Türkiye’de kadına şiddettin çok fazla olduğunu ve Almanya’da kadın şiddettin olmadığını söyledi.

Cehalet, parasızlık, işsizlik ve bilgisizlik gibi durumların kadına yönelik şiddeti artırdığını dikkat çeken vatandaş, şu ifadelere yer verdi.
Ben yurt dışından geliyorum böyle bir şey kabullenemiyorum. Televizyondan Türkiye'de vahşet verici şeyler çok görüyoruz. Hiç kimsenin eşine bu şekilde davranmasını tasvip etmiyorum. Almanya'da asla kadına şiddet yok. Eşim buralı ve ben 15 yıldır Almanya'da yaşıyorum hiçbir zaman bir sorun yaşamadık. Buradaki kadına şiddet insanların cehaleti yüzünden. Verilen cezaların yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ülkemizdeki insanların küçük çocuklara bu şekilde davranmaları doğru bulmuyorum. Cehalet, parasızlık, işsizlik ve bilgisizlik kadına şiddeti arttırıyor. Dünyanın her yerinde şiddet var madde bağımlılığı var ama Türkiye'deki gibi fazla değil. Bir anne olarak bu tür şeyleri kabul etmiyorum. Kadınların da belki hatası vardır ama bir erkek kalkıp gücünü kadında deneyemez. Eşinin kendisine kötü davranan kadınlar varsa lütfen devlet sığınsınlar. Kadınlara sahip çıkın.
Yorumlar
Kalan Karakter: