Son zamanlarda trafikte yaşanan kavga ve şiddet olaylarının artması, bu durumun temel sebeplerini yeniden tartışmaya açtı.
Bizde Urfa Değişim ekibi bu tartışmaların hukuki zeminini ve artan kavgaların sebebini Şanlıurfa’da yıllardır avukatlık yapan Avukat Sena Nur Koç'a sorduk.
Koç’a göre, sorunun kaynağında sadece denetim yetersizliği değil, aynı zamanda toplumdaki ahlaki çöküş ve yetersiz trafik eğitimi yer alıyor.
Bu kavgaların azaltılması için de Koç, ehliyet iptali ve araçlara el koyma gibi daha caydırıcı cezaların uygulanması gerektiği önerisinde bulundu.
Avukat Koç, ayrıca trafikte yaşanan kavgaların bazen sosyal statü veya siyasi bağlantılar nedeniyle farklı şekilde sonuçlandığını belirterek, bunun toplumun adalete olan güvenini zedelediğini kaydetti.

TRAFİKTEKİ KAVGALAR NEDEN ARTIYOR?
Avukat Sena Nur Koç, trafikte yaşanan kavgaların denetim yetersizliğinden ziyade toplumdaki ahlaki çöküşün ve eğitim yetersizliğinin sebebiyet verdiğini söyledi.
Geçmişte devlet kanalarında trafik denetimlerine ilişkin eğitim programlarının olduğunu hatırlatan Avukat Koç, “Maalesef ki trafikteki kavgalar son zamanlarda daha fazla arttı. Trafikteki bu kavgaların, yol kesmelerinin ve şiddetin en büyük sebebi bence denetim yetersizliği de olabilir ama bundan da ziyade toplumdaki ahlaki çöküşün, eğitim yetersizliğini sebebiyet verdiğini düşünüyorum. Bunun temel kaynağı maalesef topluma yeterli trafik eğitimi verilmemesi, buna sebep veriyor. Eskiden müfredatlarda trafik dersleri görülmekteydi, şimdi müfredatta varsa dahi etkin olmadığı hususunda bilgi sahibiyim. Akabinde devlet kanallarında trafiğe dair nezaket kuralları, ahlaki değerlere dair çok fazla eğitim programları vardı. Son dönemlerde görüyoruz ki bunlar da yok artık. Bunlar toplumu eğiten, bilgi veren içerikler oluyordu. Bunların azalması toplumdaki ahlaki çöküşün, cezadan korkmayışın getirdiği diğer cesaret gösteren şiddet ve hareketler maalesef Türkiye olarak bizi bu duruma getirdi diyebiliriz” dedi.

TRAFİKTEKİ KAVGALAR NASIL AZALTILABİLİR?
“Trafikteki bu şiddet ve diğer tüm ihlalleri azaltabilmek için neler yapabiliriz? sorusuna Koç, şu şekilde yanıt verdi:
“Az evvel bahsettiğim gibi öncelikle toplumun trafik hususunda hususi olarak eğitilmesi, buna öncelik verilmesi gerekiyor. Akabinde ehliyete dair sınavların zorluk aşamalarının güçlendirilmesi, yine ehliyet veren kişilerin hem psikolojik olarak hem de diğer eğitim hayatlarının takibi yönünden farklı kıstaslar getirilerek ehliyet verilmesi lazım. Yine ehliyet ve sürücü sınavlarında liyakata önem verilmesi… Bu bakımdan devletin özellikle bu sürücü kurslarını daha fazla denetlemesi gerekir. En başta ise sorun çözmek için başlangıç olacaktır bunlar. Son dönemlerde görüyoruz ki trafik cezaları, adli para cezaları çok fazla arttırıldı. Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine atıf yapılarak trafikten araçtan inme, yol kesme, diğer tüm eylemler için ceza artırımı yapıldı. Fakat bunların benim naçizane fikrim toplumda bir karşılığı olduğunu görmüyorum, özellikle son dönemde çıkan haberlerin ardından.”
“EHLİYETE SÜRESİZ EL KOYMA, ARAÇA MÜSADERE”
Koç, cezaların toplumda karşılık bulunmadığını söyleyerek, konuşmasına şöyle sürdürdü:
“Daha dün Ankara'da bir kavşakta 4 tane genç, seyir halinde olan yaşlı bir insanı sopalarla darp ederek neredeyse öldüresiye dövdüler. Türkiye'de her gün bir tane de olsa çok canice yaşanan bir trafik kazasını haberlerde görüyoruz. Bu da demek oluyor ki bu cezaların artırımı toplumda karşılık bulmuyor. İnsanları hapisle cezalandırmaktansa araçlarına ve ehliyetlerine süresiz el koyma yapılabilir. Bu Avrupa'da bazı ülkelerde yapılıyor. Tabii bu her eylem için geçerli olmamak şartıyla; araçtan inerek bir insanın yolunu keserek gasp etmek, aracın üzerinde zıplayıp sopayla darp ederek bir eylemde bulunmak gibi durumlarda şahsın süresiz olarak ehliyetine el konulması gerekiyor. Bence karşılığında olacak en büyük ceza budur. Zaten bu kişilerin psikolojilerinin çok doğru olmadığı kanaatindeyim.
Trafikte bu tarz insanlar oldukça bu sorunlara köklü bir çözüm bulamayız. Yine bu tarz ağır eylemlerde bazı ülkelerde araçlara süresiz olarak devlet tarafından el konuluyor. Tabii bunlar hukuki zeminde tartışılabilir ama müsadere süresi olmasa bile kişiyi caydıracak ölçüde uygulanabilir. Devlet bu konuda yaptırımları aşama aşama artırabilir. Sözün özü, cezadan korkmayan bir kişiye direkt ehliyet ve sürücü belgesinden men cezası verilerek ilerlenmelidir.”

HER EYLEME FARKLI CEZA
Her eylem için farklı cezaların verildiğini ifade Koç, “Eylemler için farklı farklı türlerde cezalar veriliyor. Bu cezalar 2025’te %100 artırıldı. Bu cezaların toplumda bir karşılığı olmadığını zaten görüyoruz. Dolayısıyla yaptırımların hukuki zeminde daha çok tartışılarak, sürücü belgesi iptali anlamında daha caydırıcı hale getirilmesi gerektiğini söyleyebilirim” diye konuştu.
“DENETİMLER NİZAMİ OLMALI”
Koç, denetimlerin daha nizami olması gerektiğini savunarak, “Trafikteki bu tarz şiddet olaylarının yalnızca ahlaki çöküş ve eğitim eksikliğinden kaynaklanmadığını da belirtmek gerekir. Denetimlerin olması fakat çok nizami olmaması da bu duruma neden oluyor. Denetim sadece yollara radar koyup hız takibi yapmak ya da emniyetten gelen operasyonlarla sınırlı kalmamalı. Trafik polislerinin her daim, her yerde etkin bir şekilde görev almaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“SOSYAL STATÜ, SİYASİ BAĞLANTILAR…”
Koç, trafikte yaşanan kavgaların bazen sosyal statüler veya siyasi bağlantılarla çözülmesinin, toplumun adalete olan güvenini azalttığını belirtti.
“Vatandaşlarda karşılık buluyor” diyen Koç, “Değinmek istediğim başka bir konu daha var: maalesef kimi sosyal statüler ve siyasi bağlantılar da trafik güvenliğine, vatandaşın adalete olan güven duygusunu oldukça zedelemektedir. Buna Türkiye’de birçok örnek bulunuyor. Trafikte yaşanan bazı önemli olaylarda tutuklama bile yapılmayan isimler sayabiliriz. Tabii ki bunlar da vatandaşlarda karşılık buluyor. Bu tür durumlar daha büyük bir zafiyet yaratıyor” dedi.
EĞİTİM, AHLAT VE DENETİM
Eğitim, ahlat ve denetim vurgusu yapan Koç, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bazı siyasi figürlerin, devlet büyüklerinin de vatandaşlara örnek olması gerekir. Mesela Ulaştırma Bakanımızın geçen gün Ankara-Niğde yolunda hız sınırını aşıp ceza aldığını ve bunun için kamuoyundan özür dilediğine dair bir görüntü paylaşıldı. Bu durumun bile bir devlet büyüğü tarafından vatandaşa kötü örnek oluşturabileceği kanaatindeyim. Dolayısıyla hem eğitim, ahlaki-etik değerler, denetimlerin nizami oluşu, hem de siyasi figürlerin vatandaşlara örnek olması; trafik güvenliğine, vatandaşın adalet ve güven duygusunu artıracaktır.”
Yorumlar
Kalan Karakter: