ÇİFTÇİLERİN DEDAŞ MAĞDURUİYETİ...
DEDAŞ'ın çiftçileri mağdur ettiğini ifade eden CHP İstanbul Milltevekili Mahmut Tanal, "Yıldız Meydanı‘nda belediye otobüsüne binip Urfalıların sıkıntılarını dinlemeye çalıştık. Vatandaşlarımız biraz yağmur yağdığında elektrik kesintileriyle karşılaştıklarını dile getirdi. Anladığımız kadarıyla bu sorun yatırımların yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Çiftçilerle sohbet etme imkanı bulduk. Onlar da Dicle Elektrik kurumundan şikayetçi.. Dediler ki; Bizim 10 bin lira elektrik borcumuz varsa desteklemenin hepsine bloke koyuyorlar. Bu parayı 6 ay boyunca bize vermiyorlar. En azından ne kadar borcumuz varsa onu alsınlar, geriye kalanı bize versinler, hiç olmazsa bu mağduriyetlerimiz önlenmiş olur. Vatandaşlarımız aynı zamanda şunu söylüyor. Suriye’den gelen mülteciler dükkan açıyorlar. Ruhsat almıyorlar. Maliyede kayıtları olmadığı için vergi vermiyorlar. Bu şekilde haksız rekabet ortaya çıkıyor. Ayrıca sağlık alanındaki sıkıntıları dile getirdiler. Mevcut kamu hastanelerinin ihtiyaca cevap veremediğini, gerek uzman doktor, gerek sağlık personeli açısından sıkıntılarla karşılaştıklarını dile getiriyorlar. Eğitim alanında da ciddi sorunların yaşandığı bize vatandaşlarımız tarafından iletildi. Yeterli sayıda kadrolu öğretmen buraya gelmiyor. Ortaya çıkan açık ücretli öğretmenlerle gidermeye çalışılıyor. Güvenlik soruşturmalarının 2-3 ay sürmesi bir başka yakınmayı oluşturuyor. Müteahhitler Derneği Başkanı ile görüştük. Demir ve diğer girdilerdeki artışlara değindi. İnşaat maliyetlerindeki aşırı fiyat artışına karşın sektöre darbe vurduğunu anlattı" dedi.

TARIMSAL KREDİ DESTEKLEMELERİNDE YOLSUZLUK İDDİALARI
Şanlıurfa'ya verilen tarımsal destek kredilerinde yolsuzluk yapıldığını iddia eden Milletvekili Mahmut Tanal, "Bir başka sorun şu; ben Plan ve Bütçe Komisyonu‘nda yaşadım. Şanlıurfa‘ya verilen tarımsal desteklerin amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı, devlet tarafından denetlenip denetlenmediği, paraların kime verildiği hususunda Sayıştay raporları açık ve net değil. Yani Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu desteklerin amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığına ilişkin kontrolü yapmıyor. Bu şekilde yolsuzlukların olduğuna ilişkin ciddi kuşkular var.Kamu Hastaneler Birliği‘nde de sorunlar var. Sarfiyat malzemelerini Kamu İhale Kanunun 21/B maddesi çerçevesinde doğrudan temin yoluyla alıyorlar.. Aslında alımlarda bu yönteme başvurulmaması gerekiyor. . Bu yönteme başvurarak adeta adrese teslim bir şekilde alımlar gerçekleştiriliyor. Bu şekilde kurum idarecisi kendi inisiyatifini istediği şekilde kullanıp istediği firmayı rahatça kayırabilmektedir. Doğrudan temin yoluyla ihale açmanın arkasında kayırmacılık ve yolsuzluk yatmaktadır. Sayıştay raporunda, ’Doğrudan temin yoluyla ihale yapılmaması gerekirken ilgili kurumların sık sık bu yolu tercih etmesi doğru değildir‘ tespiti yer almaktadır. Cam filmiyle ilgili yönetmelik Anayasa‘ya aykırıdır.. Şanlıurfalı hemşehrilerimiz cam filminden dolayı kendilerine ceza kesilmişse bize başvursun. Zaten telefon numaralarımızı sosyal medyadan paylaştım. Kesilen cezaya ilişkin resmi belgeyi bize göndersinler, Bunun için iptal davası açar ve o cezaların iptal edilmesini sağlarız. Meclisteki telefonum 0 312 420 55 60 - Cep telefonum 0 532 314 91 49.. Halkın milletvekili olmak böyle bir şey" diye konuştu.

"AKARYAKIT GİRDİLERİNDEKİ ARTIŞ ÇİFTÇİMİZİN BELİNİ BÜKMEKTEDİR"
Akaryakıt girdilerindeki artışın çiftçiyi etkilediğini ifade eden Mahmut Tanal, "Akaryakıt girdilerindeki artış çiftçimizin belini bükmektedir. Lüks yat ve kotralar ile çiftçilerin kullandığı mazot fiyatları arasında uçurum var. Biz diyoruz ki yat ve kotralara ne kadara mazot satılıyorsa çiftçiye de o kadara satılsın. Çiftçi bir kamu görevi ifa etmektedir. Size canlı bir örnek anlatmak istiyorum; Bugün İstanbul‘da yatlara ucuza verilen mazot alınıp kaçak yollarla minibüsçülere satılmaktadır. Gerek mazot ve gerekse diğer tarımsal girdilerin aşağıya çekilmesi noktasında Urfalı olan Tarım Bakanımız Sayın Fakıbaba‘nın somut adımlar atması gerekmektedir" şeklinde konuştu.

"ŞANLIURFASPOR PİSİ PİSİNE DÜŞÜRÜLDÜ"
Hatırlanacağı üzere Şanlıurfaspor şike kumpası ile düşürüldüğünde Mahmut Tanal'da başka kimse orlı olmamıştı. Tanal bu konu hakında da "Şanlıurfa‘nın ciddi bir problemleri var, Bakanı var, Milletvekilleri var ama bunlar konuşulmuyor. Mesele bu şehrin profesyonel bir takımı var Şanlıurfaspor Bu takım pisi pisine düşürüldü. Yani Şanlıurfaspor'a yapılan o eylemi ben affetmem ve affedemiyorum. Bu konuyu da mecliste dile getirdik.Karaköprü‘den şöyle Balıklıgöl‘e doğru indiğiniz zaman yaşamı zorlaştıran olumsuzluklarla karşılaşıyorsunuz. Aracınızı park edebileceğiniz bir yer bulamıyorsunuz. Engellilerin rahatça yürüyebileceği, sosyal ihtiyaçlarını karşılayabileceği şartlar yok.. yeşil alanlar yok denecek kadar az. Hava alınabilecek neresi vardı? 11 Nisan Stadyumu vardı. İlk planlarda buranın yeşil alan olarak düzenlenmesi öngörülmüştü. Yapmadılar. Hayırsever bir vatandaşımız değişen planın iptali için dava açtı. Fakıbaba‘nın Belediye Başkanı olduğu dönemde plan değişiklikleri iptal oldu. O gitti. Vali Celalettin Güvenç Belediye Başkanı seçildi, O planlar değiştirildi. Yine dava açıldı, dava hala devam ediyor. Buranın tamamını park olarak bu şehre kazandırmak daha iyi olmaz mıydı? " dedi.

"PEKİ RABİA'NIN URFA KÜLTÜRÜYLE NE İLGİSİ VAR?"
Rabia Meydanı ismini eleştiren Tanal, "Daha önce Valilik ve kamu binalarının yıkılıp altının yeraltı otoparkına dönüştürüldüğü Topçu Meydanı‘na Rabia ismini verdiler. Bir yere isim verilirken o şehrin kimliğini taşıması lazım. Niye biz Topçu Meydanı dedik, halen orada toplar bulunuyor. Hatırlarsınız çok güzel bir türkümüz var; Kolumu salladım, toplar oynadı, yaşasın Urfalılar teslim olmadı. O dönem Urfa Kurtuluşunda verdiği mücadelenin simgesidir Topçu Meydanı.. Tarihimizin, kültürümüzün getirdiği bir isimdir o.. Eee peki Rabia'nın Urfa kültürüyle ne ilgisi var? Urfa'nın kimliğini yansıtan isimlere de sahip çıkmak zorundayız" şeklinde konuştu.

"HALEN HİLVAN'IN İÇME SUYU YOK"
Son olarak Hilvan'da halen içme suyunun olmadığına dikkat çeken Tanal konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bugün Hilvan'a gittik. Atatürk Barajına 8 kilometre mesafede bir ilçemiz.. Halen Hilvan'ın içme suyu yok. Gelen su balık kokuyor. Yani arıtılmamış, kirli bir su.. Mahalleye dönüşen köylerde yol problemleri de var. Kent merkezindeki bir mahalle hangi hizmeti alıyorsa, kırsaldaki mahallelerin de aynı hizmeti alması lazım. Zaten Büyükşehir olmanın amacı bu. O mahallelerde yaşayanların hepsi üzülerek söylüyorum mağdur ve perişan bir durumda.'' (Değişim)
Yorumlar
Kalan Karakter: