TTB, Milli Eğitim Bakanlığı ile özel sektörün birlikte yürüttüğü MESEM modelinin, haftanın dört günü işyerlerinde, bir günü okulda geçirilen bir sistem haline dönüştüğünü belirterek, “Bu model çocukların bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimini tehdit ediyor. Eğitim ortamının yerini işyeriyle değiştirmek, çocuk haklarının açık ihlalidir.” ifadelerini kullandı.
Birliğin açıklamasında, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine de yer verildi. Buna göre 2013–2024 yılları arasında 713 çocuk çalışırken hayatını kaybetti, bu çocuklardan 9’u MESEM kapsamında çalışıyordu.
TTB, çocukların erken yaşta iş hayatına itilmesinin hem eğitim hakkını ihlal ettiğini hem de fiziksel ve ruhsal sağlık açısından ciddi tehlikeler barındırdığını vurguladı. Açıklamada, “Bir çocuk, yaşına uygun fiziksel gelişimini tamamlamadan, riskli iş ortamlarında bulunmamalıdır. Çocukların potansiyelini açığa çıkaracak yer okul olmalıdır, işyeri değil” denildi.
Birlik, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 138 No’lu Asgari Yaş Sözleşmesi hatırlatılarak devletin yükümlülüklerine dikkat çekti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“MESEM’ler çocuk işçiliğini meşrulaştırmakta, ekonomik sömürüyü kurumsallaştırmaktadır. Asgari ücretin altında maaşlarla çalıştırılan çocuklar, sigorta kapsamı dışında kalmakta, iş kazalarına açık hale getirilmektedir. Eğitim, üretimin değil, bilginin ve düşüncenin merkezinde olmalıdır.”
TTB, çocuk işçiliğine karşı kararlı bir mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “MESEM’ler en kısa sürede kapatılmalı, çocukların örgün eğitime erişimi güvence altına alınmalıdır” çağrısında bulundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: