“Ben Cemal Babaoğlu, yaklaşık 5 yıldır Sidar Yayınları ve Fırat Yayınevi grubu altında faaliyet gösteriyorum. 2000 yılında bir arkadaşımın çıkardığı gazetede köşe yazarlığından başladım. Yaklaşık 15 yıl kesintisiz her hafta, bazen iki yazı bazen daha düzenli, Urfa'nın yerel sorunlarını hep yazıyordum. Daha sonra bu yazdıklarımı toparlayıp ‘Ah Urfa, seni kimlere anlatsam?’ diye diye bir kitapta topladım. İlk kitabım da o oldu. Böyle başladım.”
“Yetki sahipleri kolektif akla sırt dönüyor”
“Yaşadığımız coğrafyada, özellikle Urfa'da sorunlar çok. İster istemez insan bir şeyler yazmak ister. Farkındalık oluşturma açısından yazıyoruz aslında. Yetki sahiplerine de önerilerde bulunuyoruz ama maalesef bu öneriler genelde ‘güç bendedir, ben her şeyi bilirim’ anlayışını bir türlü kıramadık. Kolektif aklı kentteki sorunlara bir türlü kimse dahil etmiyor. ‘Yetki benim, kimseye danışmam’ anlayışı hâkim. Oysa gelişmiş ülkelerin hepsi ortak akılla kalkınıyor.”
“Sözlü tarihi esas alıyoruz; resmi ideoloji yanlışı belgeliyor”
“Kriterimiz şudur; genellikle araştırmaya bağlıyız. Özellikle sözlü tarih… Zaten yazılı tarihi Türk Tarih Kurumu yazmış, okullarda öğretiyorlar. Ne derece doğru ne derece yanlış… Biz sözlü tarihi esas alıyoruz, o araştırmacıları esas alıyoruz. Alternatif bir tarih desek yerindedir. Çünkü artık resmi ideoloji yanlışı belgelemiş; yanlışta ısrar etmenin bir anlamı yok. Halkın gündemi belirleyicidir. Halkımızın hakikati arayış içinde olduklarını da biliyoruz.”
“Kağıt fabrikalarının kapatılması en büyük darbe”
“Yazarlık boyunca karşılaştığım en büyük sorun, kitapların pahalı olmasıdır. Bunun nedeni kâğıt fabrikalarının kapatılmasıdır. Bu kapatılma, bilgilendirme ve bilinçlendirmemize büyük darbe vurmuştur. Bir kitabın 20–50 lira olması gerekirken 250 liraya çıkması büyük bir engeldir. Bunu dışında zorluk yok.”
“Bir ekmek bir kitap… Beynimizi de doyurmak zorundayız”
“Benim okuyuculara önerim şudur; bir ekmek bir kitap artık yan yana olması lazım. Nasıl fırına gidip bir ekmek alıp karnımızı doyuruyorsak, bir kitap da beynimizi doyurur. Tüm sorunların çözümünün anahtarı okumaktan geçer. Gelişmiş ülkelerde okuma düzeyi çok yüksektir; gelişmişlik tesadüf değildir.”
“Mezopotamya’nın 12 bin 500 yıllık tarihine tahammül yok”
“Fuarlarda bazen kendini bilmiş sanan yazarlar, farklı kitap görünce ters tepki gösteriyor. Bunun nedeni şudur; Mezopotamya tarihi 12.500 yıllıktır. Süryanileri görüyoruz, Ermenileri görüyoruz, Yahudileri görüyoruz. Bunlar yazıldığı zaman özellikle iktidar partisi yandaşları tepki gösteriyor.”

“Yanlışa dokunuyorsa araştırıyor ve alternatif bilgi sunuyoruz”
“Bir konuya eğildiğimiz zaman bizden önce yazılmış eserlere bakıyoruz. Neler yazılmış, neler çizilmiş… Eğer bizim kafamızdakiyle aynıysa o konuya değinmiyoruz; eser ortadadır. Ama yanlış yazılmışsa, çarpıtılmışsa o zaman araştırıyoruz ve alternatif bilgi diye kamuoyuna sunuyoruz.”
“Son 5 yıldır kendi kitaplarıma zaman ayıramıyorum”
“Benim yaklaşık 8 kitap yazmışlığım var. Ancak itiraf edeyim; son 5 yıldır bu yayınevinden yazmaya zamanım olmuyor. Yazan arkadaşların kitaplarıyla uğraşıyorum. Kendim yazamasam bile yazan arkadaşlara öncülük yapıyorum, yardımcı oluyorum. Eserlerini okurlarla buluşturuyorum, dolayısıyla kendime zaman kalmıyor.”
“Dayatılan düşüncenin dışına çıkın; dışarıda dev bir dünya var”
“Son olarak okuyuculara sürekli araştırın diyorum, okuyun diyorum. Bizlere dayatılan tek düşüncenin dışına çıkın. Öğretilerin dışında müthiş bir dünya var; bir edebiyat var, tarih var, kültür var. O açıdan okurlarıma sürekli okumalarını tavsiye ediyorum.”
Yorumlar
Kalan Karakter: