Kaç düğme daha ilikleyeceksin dedi, kaç tane olsa o kadar iliklerim dedim. Gece ilk karşılaşmamız böyle oldu Onunla, Sizde tanıştığınız zaman otomatik olarak bu fonksiyonu yapıyorsunuz, çünkü öyle insanlar var ki, ya şapka çıkarırsınız karşısında, ya da ceketinizin önünü iliklersiniz. Bu ona karşı duyduğunuz saygının sembolik ifadesidir.
Baki Budakoğlu bunlardan birisi, saygı duyulmayı en çok hak eden insanlardan, Çünkü birazdan anlattıkça sizde bana hak vereceksiniz. Bunun yanında gala gecesinden biraz bahsedeceğim, biraz iş normlarında olacak bu yazı, işimden bahsedeceğim, geceye dair izlenimleri ve çalışma arkadaşlarımdan birkaç tanesine yer vereceğim, Biraz Kalite, biraz kültür kokan bir yazı olacak, biliyorum uzun zaman yazmıyorum ama, yazacak şeyler ve yazmaya dair bir sebep bulduğumda, gerçekten yazılması gereken bir insan var ise yazmaya çalışıyorum. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Ben de yıllar önce bir üniversitenin Mühendislik fakültesinin İnşaat Bölümünden mezun olmuş biriyim, İnşaatın çeşitli kısımlarında çalıştıktan sonra, yaşanan değişik durumlar, beni maddi olarak daha rahat ve beni daha tozdan, tuğladan uzak tutacak olan şu anda yaptığım gayrimenkul değerleme uzmanlığı sektörüne itti. Kendimi bir anda gayrimenkul değerlemesinde buldum, dağ, taş demeden gah yollarda, gah illerde, her zaman her yerde ve bir dönme dolabın içinde gördüm kendimi, sonrasında o tapu müdürlüğü senin, bu belediye benim derken devlet kurumlarının çürümüşlüğü ve kurumda çalışan insanların çaresiz yılgınlığı beni yalnızlığa itti, ya bende onlar gibi çaresiz yılgın olacaktım ya da sahadan uzak duracaktım. Nasıl kopabilirim diye diye sahadan koptum, işime sadece para olarak bakıyordum, çark dönsün, çorba kaynasın da aman ne oluyorsa olsun diyenlerdenim bende, neyse meseleyi uzatmadan sizleri de yormadan benim hikayem ile anlatacağım kişinin hikayesi işte böyle bir durgunlukta kesişti.
Geçtiğimiz Nisan ayında Denge Ailesi ile tanıştım, orada yeni işime başlarken benim dikkatimi bu denli çekecek insan Baki Budakoğlu idi.
Baki Bey; hayatını kaliteye adamış bir insan , yüksek tandanslı , sektörü ve kendini en iyiye en güzele yönelten , bu yönelimle çalışmayı zevkli hale getiren , sektörün saygınlığını artıran , işini en iyi şekilde yapan ve yapmaya çalışan ve dahası insanları kendi etrafında toplayıp bir büyük aile kurup , kendi gibi analitik düşünmeyi , beceriyi ve çözümsel noktalar portföyünde yetiştiren, işin paradan daha önce geldiğini, kaliteninde işten daha önce geldiğini, kurumsallığı en üst düzeyde tutmayı başaran, prensip ve ilkeler sınırında bir kültür oluşturan muhteşem bir İnsan, çalıştığı işin saygınlığını artıran, sadece kendisi ile değil, çevresindekileri de gördüğü ufka götüren, çalıştığı sektöre de saygınlık kazandıran biri ve böyle biri nasıl anlatılır diye günlerdir düşünüyordum.
Ben mesleğim icabı hemen hemen çoğu tapu müdürlüğünde bulundum, tapularda hep Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü yazılıdır. “Hiçbir şeye muhtaç değiliz, sadece tek bir şeye ihtiyacımız var oda çok çalışmak” evet bugün Baki Bey çok çalışıyor, ve sonra ekliyor Gazi Kemal Atatürk “ Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır” bugün Baki Bey işini en iyi şekilde yaparak vatanını çok seviyor, Bu ülkenin evladı ,bu ülkeye katma değer kazandırıyor, ve o kurduğu Denge Ailesini çok seviyor, hiç şüphe yok ki o kurduğu ailenin bireyleri de onu çok seviyor , Öyle bir yetiştirmiş ki personellerini, hepsi adeta bir evlat olmuş kendisine …Bir gün Gümrük Hanında otururken , söz arası anlattılar, ufak bir atak geçiriyor, hastaneye kaldırıyorlar, içeri girmek yasak çalışanları girmek istiyor ama izin çıkmıyor, hastane sorumluları siz kimsiniz diye sorunca, biz diyor evlatlarıyız.
İşte Bu şekilde oluşan bir çalışma kültüründen bahsetmek istiyorum. Bu nasıl bir kültür ki, firmanın en düşük profilli insanı bile kendisini Baki Bey’in evladı olarak görüyor, dikkatimi çok çekmişti, beni bu yazıya iten biraz da bu insanların kişilikleri, bu bağlılıkları oldu hep gıpta ile baktım, hep sorguladım, biraz da onlardan bahsetmek istiyorum, yazı biraz uzuyor ama olsun, ben zevkle yazıyorum. Umarım sizlerde zevkle okursunuz,
Latif Aksoy; Firmanın genel Müdür yardımcısı; naif entelektüel, sporu seven, bambaşka bir insan, tanıdığınız zaman aşık olursunuz, öyle bir kişiliğe sahip, bu insanla oturup sabaha kadar konuşsam sıkılmam diyeceğiniz bir insan, kaliteyi kendisine şiar etmiş desem az kalır, yaşamının her anında var , bu kalite onun hücrelerine sirayet etmiş, Kalite kendisinin adından önce geliyor, Latif Aksoy diye yazılır Kalite diye okunur.
İlhami bulut ; Namı diyar Reis , çözümün diğer adı, hani bazı insanlar vardır her şeyi çözerler ya bu öyle insanlardan, yap kendisini İçişleri Bakanı, ülkenin suç oranını en aza indirger, maliye bakanı yap , ülke bolluk bereket haline gelmekle kalmaz , ülkenin gelirini bile en yüksek düzeye çıkarır. Her mesleği, her işi en layığı ile yapabilecek karakter. On parmağında on marifet. Kişiliğinde ve profilinde çözümü kendisine aidiyet haline getirmiş , her şeyi çözen, çözmekle kalmayıp çözdüğü durumu geliştiren ve yükselten, profili yüksek bir birey, aynı zamanda benim müdürüm, övgüyle yergiyi aynı cümle içinde kullanan övüyor mü yoksa yeriyormu muğlak bırakan şahıs, Reis candır.
Mehmet Ali Hartavi ; Oda Kalitesi en yüksek , cömert ve Şık bir birey, şıklığı kalbine işlemiş, dışı şık ve karizmatik olduğu kadar , kalbi şık ve karizmatik. Dışının güzelliği içinden yansıyan bir birey, işinin titizliğini çok duydum, aynı zamanda o bir Urfalı…Bizim gururumuz.
Ve Oğuzhan Çiçek; Yapay zeka, benim kader arkadaşım Zeki Müren şarkısı gibi, hem aşkım sevgilim hem bitmeyen çilem. Muhteşem ötesinde titiz ve pinpirikliği ile işi noktası ve virgülüne kadar hesaplayan yazım kurallarına o kadar özen gösteren, hatta bu yazıyı okuduğunda bir sürü hata bulup bana sunacak bir arkadaş.
Öyle bir kültür yetiştirmiş ki Baki Bey bu saydığım arkadaşlar sadece birkaç tanesi, Denge Ailesinin tamamı böyle arkadaşlardan oluşuyor, hepsini yazmaya kalksak kitap olur ama tüm birimlerin bütün bireyleri böyle, bu silsile en üst Baki Bey’den başlıyor en alt birime en uç sinir noktasına kadar sirayet ediyor.
Tabi Simla Budakoğlu Genel müdürümüz, onu anlatmazsak olmaz, kuruluş ve gelişme dönemi Baki Bey yaptı sağ olsun, Denge Değerlemenin yükselme dönemindeyiz şuanda, Simla hanımla başlayacak, Denge değerleme 20 yaşında genç bir firma hem yakışıklı hem de bir o kadar güzel bir firma 2. Kuşak Döneminde adeta bir atın şahlanması gibi şahlandıracak olan Simla Hanımdır. Dünya piyasasına, yıkılmaz kaleleri yıkacak bir isim Simla hanım, çünkü Simla Hanımda o potansiyel var, Şunu da unutmadan gala gecesinin yapılacağı gün her bir çalışanla teker teker sohbet etti, sorunlarını dinledi, dertleriyle dertlendi.
Evet gelelim gala gecesine, tek anlamıyla muhteşem bir geceydi, her departman , her çalışan için güzel karşılamalar , foto çekimleri yemekler, sohbetler eğlenceler, o ses denge ile ritmi yüksek bir gece yaşadık , sağ olsunlar var olsunlar, tabi bununla kalmadı gece sürprizlerle devam etti, bunları şu zamanda hangi patron hangi kurumsal firma yapar bilmiyorum ama Denge değerleme yapıyor.
İnsana, çalışanına en üst perdede önem veriyor hem yol, hem konaklama ücretini karşılıyor, sonrasında onları eğlendiriyor, ve en sonunda sürpriz hediyelere boğuyor. Ben bu yazıyı yazarken bir nebzede olsa teşekkür etmek isterim. Baki Bey nezdinde tüm Denge Ailesine, bizlere 2 gün boyunca muhteşem atmosfer yaşattılar. Sonrasında merakla sordum bir arkadaşa ya çok maliyetli değer mi acaba valla helal olsun derken. Baki Bey’in tek hovardalığı tek eğlencesi bu, ailesini çalışanlarını çok seviyor onlara çok önem veriyor. İnsana çok özen gösteriyor. Bir kültür yetiştiriyor, paranın 2. planda olduğu insana değer veren , kaliteyi aşılayan çok çalışmaktan ziyade yerinde ve kaliteli çalışmayı, bu kalite çerçevesinde, hayatına yansımalarını aşılıyor. Bu durum onu çok mutlu ediyor. Bende ona saygı duymayı, borç bildim, bu yazıyı yazmayı bir gereklilik gördüm.
Arkadaşlar yazımın yavaş yavaş sonuna geliyorum, insana bir Allah özen gösterir, yarattığı için, birde insan olan özen gösterir, önemser. Her kim olursa olsun, hangi şartta ve hangi koşulda maddiyatı ne olursa olsun ister zengin ister fakir, ama bir gayesi bir amacı var ise, o amaç ve gaye uğruna bir şeyleri başarmışsa, insana ve insan olana onurlu bir duruş ve kültür aktarımı yapıyorsa her daim saygıyı hak ediyordur. Baki Bey’in bugün kurup geliştirdiği bir firma değil, bir kültürdür, o kültür ki, bir onurlu duruş, kaliteli yaşam tarzı ve kendi parametrelerini kendisi oluşturan iyiye ve iyiliği sunan adanmış bir hayat. Yazımı bitirmeden sloganımız “Saygı duy ki, saygı duyulacak işler yap ve hayatını onurlu yaşa” bir dahaki yazımızda görüşmek buluşmak dileği ile, hoşça kalın…
Yorumlar 1
Kalan Karakter: