Şanlıurfa toprakları genel olarak verimli, tarıma elverişli ve çeşitli yapıdadır. Özellikle 1989 yılında "bölgesel kalkınma projesi" olarak başlatılan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), tarıma yeni bir soluk getirdi.
1977’de sadece Fırat ve Dicle üzerinde baraj ve hidroelektrik santralleri kurulmasını amaçlayan bir enerji projesi olarak planlanırken, 1989’da GAP sadece enerji değil; tarım, sulama, ulaşım, eğitim, sağlık, sanayi ve kırsal kalkınma gibi birçok alanı kapsayan entegre bir bölgesel kalkınma projesi olarak yeniden tanımlandı.
1990 yılında GAP kapsamındaki Atatürk Barajı tamamlandı ve sulama projeleri hayata geçirilmeye başlandı.
Enerji ile başlayan proje, kentte birçok alandaki ihtiyacı gidermeye başladı. GAP’ın yanında Harran Ovası, Şanlıurfa tarımına kat be kat değer katıyor.
Toprak bakımından zengin olan Şanlıurfa; buğday, mercimek, fıstık ve pamukta Türkiye üretiminde ilk sıralarda yer alıyor.
Ancak tüm bu değerlere rağmen Şanlıurfa’da mevsimlik işçi göçü yaşanıyor. Yaz aylarının gelmesiyle beraber işçiler; Adana, Hatay, Eskişehir, Ankara, Malatya, Ordu, Samsun ve birçok ile fındık, soğan ve çeşitli işlerde çalışmak üzere yola çıkıyor.
İşçiler, yaklaşık 6 ay boyunca 50 dereceleri bulan sıcaklarda ekmeklerinin peşinde. Bu kadar zengin topraklara sahip kentin işçileri, başka şehirlerde karınlarını doyurmaya çalışıyor.
Bunun üstüne mesela eski AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Ali İhsan Delioğlu gibi birileri çıkıp, işçiler için “Tatile gidiyorlar” diyebiliyor.
Son olarak Harran’dan Ordu’ya “tatile çıkan” işçiler Sivas’ta kaza yaptı. Meydana gelen kazada 4 işçi öldü, 18 işçi yaralandı.
Ne tatili be! Daha güneş kremini sürmeden işçiler uçuruma yuvarlanıp öldüler.
Mesela her gün vali ve Urfa AK Parti vekilleri; Tarım ve Orman Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı gibi çeşitli bakanlıklarla masaya oturuyorlar.
Kentte yaşanan elektrik, su, tarım gibi sorunları konuşuyorlar. “Sorunlar, çözüm önerileri ve üreticilerimizin taleplerini değerlendirdik.” diyorlar ve bakana teşekkür ediyorlar.
Peki sonuç ne?
İşçiler “tatile” çıktıkları yerlerde ölmeye devam ediyor.
Elektrikler ve sular kesilmeye devam ediyor.
Çiftçilerin tarlaları kurumaya devam ediyor.
Kuraklık yetmezmiş gibi bir de Suruç’ta çiftçilerin suları kesiliyor, borcunu ödemeyen çiftçilerin elektrikleri kesiliyor.
Muhalefet vekilleri ise Meclis’e önerge veriyor, sosyal medya hesaplarından “Artık yeter.” diyorlar.
Ama sonuç hâlâ aynı.
Sorunlar çözüme kavuşmak yerine gün geçtikçe katlanarak büyüyor.
Ezcümle: Oturuyorlar, konuşuyorlar, fotoğraf paylaşıyorlar ama sonuç? İşçileri Sivas’ta can veriyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: