Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlike sadece maddi sıkıntılar değil; aile bağlarının zayıflaması, ahlaki değerlerin aşınması ve bağımlılıkların genç nesilleri kuşatmasıdır. Özellikle uyuşturucu ve sanal kumar, sessiz ama yıkıcı bir şekilde toplumun temellerini sarsıyor.
Her gün haberlerde benzer acı tablolarla karşılaşıyoruz. Bir evlat bağımlılığın etkisiyle ailesine düşman kesiliyor, bir anne çaresizlik içinde çocuğunu kurtarmaya çalışıyor, bir baba kendi evinde korkuyla yaşamaya mahkûm oluyor. Bunlar sıradan asayiş olayları değildir. Bunlar, toplumun en temel yapı taşı olan ailenin alarm veren çığlıklarıdır.
Uyuşturucu yalnızca bir bireyi zehirlemez; bir ailenin huzurunu, çocukların geleceğini ve toplumun ortak vicdanını da tüketir. Aynı şekilde sanal kumar da görünmeyen bir felaket olarak binlerce genci borç batağına, umutsuzluğa ve psikolojik yıkıma sürüklüyor. Bir tıkla başlayan bu bağımlılık, çoğu zaman bir ömrü karartacak sonuçlar doğuruyor.
Bugün gençlerimizi koruyamazsak, yarın ülkemizin geleceğini koruyamayız. Aileyi güçlendiremezsek, toplumsal dayanışmayı ayakta tutamayız. Değerlerimizi yaşatamazsak, yalnızca ekonomik değil, manevi bir çöküşle de karşı karşıya kalırız.
Bu nedenle artık sorunun büyüklüğünü görmek zorundayız. Mücadele sadece güvenlik güçlerinin, eğitimcilerin ya da ailelerin omuzlarına bırakılamaz. Devlet kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına, medyadan eğitim dünyasına kadar herkesin ortak bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.
Çünkü mesele birkaç kötü alışkanlıktan ibaret değildir. Mesele; çocuklarımızın geleceği, ailelerimizin huzuru ve milletimizin yarınlarıdır.
Unutulmamalıdır ki; uyuşturucunun girdiği evde huzur, kumarın esir aldığı gençlikte umut, aile bağlarının koptuğu toplumda ise güçlü bir gelecek yeşermez.
Aileyi korumak, aslında bir milletin geleceğini korumaktır.

Yorumlar
Kalan Karakter: