Eşler Arasındaki Sevgi ve Saygı
Yayınlanma :
16.08.2017 18:02
Güncelleme
: 16.08.2017 18:02
Burada unutulmaması gerekli olan en önemli husus, tarafların birbirlerine karşı duydukları aşkın, sevginin kendiliğinden sürekli canlı kalan bir his olmadığı gerçeğidir. Onu sürekli kılabilmek iradî olarak yapacakları şeylerle karı-kocanın elindedir. Bu aşamada eşlere ciddi görevler düşmektedir. İşte bence saygı, hürmet bu noktada devreye girmelidir, girmek zorundadır. Çünkü tarafların birbirlerine, düşüncelerine, davranışlarına, saygı duyması, hürmet beslemesi ve onu bir şekilde hissettirmesi sevgiyi besleyen ana damardır.
Burada kabulü şart olan en temel nokta; kadın ve erkeğin gerek cinsiyetleri ve gerekse şahsiyet ve kimlikleri itibariyle farklı dünya görüşlerine, farklı önceliklere sahip olma keyfiyetidir. Herşeyden önce bu tabii bir olgu olarak kabul edilmelidir eşler tarafından. Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız bütün düşünceler bu ön kabul üzerine kuruludur. Aksi bir anlayış özellikle günümüzde cennet bahçeleri olması gereken yuvayı rahatlıkla cehennem çukurlarına çevirecek hususiyete sahiptir.
Gel gör ki hakikat bu olmakla birlikte özellikle ataerkil ailelerde kadının farklı düşünce, istek, beklenti, dünya görüşüne sahip olmaması, onun kocasının istek ve arzuları içinde eriyip gitmesi gerektiği düşüncesi hakim. Ve bu hakimiyet devam ettiği müddetçe ailede ortak bir payda yakalamak zor oluyor.
Aslında sırf erkeklere haksızlık etmeyelim. Günümüzde bazı kadınlar kültürel etkileşimler sonucu, kocalarından görmek istemediği aynı tavrı rahatlıkla takınabilmekteler. Bu zihniyette olanlara göre koca, karısının esiri, onun istekleri, programı öncelikli hareket etmek zorunda. Kocanın aile dışı iş veya arkadaş çevresi ile sanki özel hayatı olamazmış gibi tavırlar. Her iki taraf için sıkıntılı bir durum. Evlilik eşlerin birbirine esir olması demek değildir ki!
En çok şikayet edilen hususlardan birisini örnek vererek konuyu açalım isterseniz; erkeklerin futbol hastalığı. Fanatizme dayanan ölçüdeki bir hastalığı ben de kabul etmiyor ve tedavisinin gerektiğine inanıyorum ama genelde erkeklerin futbola olan yoğun ilgileri herkesin malumu. Burada onların futbolla ilgilenmelerine, TV’den ya da stadyuma giderek maçları seyretme isteklerine -elbette aşırıya kaçmayan ölçülerde- kadınların saygı göstermesi gerekmektedir. Bu saygının göstergesi haftalık veya günlük programda kocanın maçları seyredebilecek zeminin hazırlanmasıdır. Aynı ölçülerde erkeğin de hanımının TV seyretme konusundaki önceliğine, tercihine saygı göstermesi gerekir. Eğer o, bir TV dizisinden hoşlanıyorsa ona göre programlama yapılmalıdır. Aksi halde ikili dayatmalar, eşlerin tercihleri noktasında birbirlerine saygılarının kalktığının göstergesidir ve bu gereksiz bir huzursuzluğa davetiye anlamını taşır.
Yukarıda sevginin, aşkın kendiliğinden sürekli canlı kalabilen bir özelliğe sahip olmadığını ifade etmiştik. Pekala onu nasıl canlı tutacağız? Sorması kolay ama cevabı oldukça zor bu sorunun. Çünkü günümüzdeki aile yapısı eşlerin birbirlerine sevgilerini belli eden tezahürler içine girmesine mani. Mesela, “Seni seviyorum” sözcüğünü ele alalım ve gerçekten mazinin derinliklerine doğru bir yolculuk yapalım. Mesela 20 yıllık evlisiniz, kaç defa eşinize “Seni seviyorum” dediniz veya kaç defa ondan bu cümleyi duydunuz? Çok az olsa gerek. Pekala bir değil, binlerce ortak paydanın bulunduğu evlilik hayatında eşler neden çekingen davranırlar birbirlerine. Utangaçlık mı? Elbette değil ve olmamalı.
Sevginin tezahürü sayılan ikinci husus, hediye alma ve verme. Sahi eşinize en son ne zaman hediye almıştınız? Ya da ne zaman eve elinizde bir çiçek buketi ile gelmiştiniz? 5 yıl önce mi? Eşlerin birbirlerinden hediye, çiçek beklentileri içine girmesi doğru mu deyip kestirip atabilirsiniz. Ama bu bana göre fıtratı inkardır. Hediyeleşmek, insanların sevgi bağlarını artıran evrensel bir değerdir. Hediye şeklinin çiçek şekline bürünmesine farklı bir kültür deyip inkar edebilirsiniz. Kabul ettik diyelim. Pekala çiçeğe hayır diyenler eşlerine bir şey aldı mı, alıyorlar mı? Kaldı ki çiçek ve çiçeğin sembolize ettiği değerler evrenseldir.
Yukarıdaki ifadelerim sadece erkeklere hitap ediyor şeklinde algılanmamalı. Kadınlar da bunun muhatabıdır. Çeşitli vesilelerle karşılıklı hediyeleşmeler her iki tarafın birbirlerine karşı besledikleri sevgi hissini artıracak ve sürekli canlı kılacak unsurlardan birisidir.
Hasılı, öncelik-sonralık sıralaması yapmak istemem sevgi ve saygı arasında. Ama illa yapılması gerekiyorsa, saygıya, sevgiyi de besleyen bir damar olması açısından önceliğin verilmesi gerektiğine inanıyorum.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: