Şanlıurfa’da her gün binlerce insan çarşıya, pazara, okula, işe gitmek için yollara düşüyor. Ama dikkat edin, “yollara” diyorum, “kaldırımlara” değil. Çünkü bu şehirde kaldırımlar artık yayaların değil, dükkânların, tezgâhların, kasaların, mankenlerin, hatta bazen araçların işgali altında.
Çarşıya gidin, pazarın içine dalın; bir bakın bakalım kaldırımlarda adım atacak yer var mı? Yok! Çünkü kaldırımlar esnaf tarafından adeta özel mülk gibi kapatılmış durumda. Giyim mağazası mankenlerini koymuş, manav kasalarını dizmiş, bazıları ise ürünlerini ta yolun ortasına taşırmış.
Yol mu, kaldırım mı? İkisi de tehlike!
Vatandaş ne yapıyor? Mecburen yola iniyor. Ama o yol araçların. Her gün şehrin çeşitli noktalarında yayalarla araçlar burun buruna geliyor. Kimi zaman küçük çocuklar, kimi zaman yaşlılar tehlike atlatıyor. Ben şahsen defalarca şahit oldum: bir adım farkla kazadan kurtulanlar, sürücülerle tartışmaya girenler…
Peki bu durum neden değişmiyor? Neden belediye, zabıta bu soruna el atmıyor? Yoksa gerçekten halk arasında konuşulduğu gibi “esnaf-zabıta muhabbeti” mi var? Bir çıkar ilişkisi mi söz konusu? Eğer öyleyse, bu hem vicdana hem hukuka sığmaz.
Kaldırım yayaların hakkıdır!
Kaldırımların amacı bellidir: yayaların güvenle yürüyebilmesi. Bu şehirde yaşayan herkesin hakkı bu. Ama şu an o hak, görmezden geliniyor. Zabıta ve belediyeler, görevlerini hatırlamalı ve bir an önce bu işgale son vermeli.
Kaldırım işgali sadece estetik bir sorun değil; bu, doğrudan can güvenliği meselesidir. Bugün bir çocuk, yarın bir yaşlı, bu ihmal yüzünden canından olabilir. O zaman kimse “biz elimizden geleni yaptık” diyemez.
Urfa’nın kaldırımlarını geri istiyoruz. Kaldırımlar halka aittir, vitrinlere değil. Bu şehirde yürümek lüks değil, en doğal hak olmalı.
Yorumlar
Kalan Karakter: