Şanlıurfaspor, İnegölspor karşısında alınan 0-0’lık sonuçla bir maçı daha sessizce tüketti. Skor tabelası golsüz olabilir ama sahada izlediğimiz futbol, umutları da hedefleri de fazlasıyla tüketmiş durumda.
Ortada ne bir oyun planı var ne de şampiyonluk iddiası olan bir takım refleksi. Pres yok, baskı yok, tempo yok. Sahadaki görüntü; hedefe yürüyen bir takımın değil, sezonu kazasız belasız bitirmeye çalışan sıradan bir ekibin görüntüsüydü.
Organizasyon desen yok. Pas yüzdesi düşük, bağlantılar kopuk. Hücum hattı üretkenlikten uzak, gol yollarında çaresiz. Kendi sahasında oynayan bir takımın bu kadar etkisiz olması sadece teknik bir sorun değil, ciddi bir zihinsel çöküşün göstergesidir.
Her maç sonrası aynı cümleleri duyuyoruz: “Önümüze bakacağız.”
Peki baktığımızda ne görüyoruz?
Kendi evinde 11 puan kaybetmiş bir Şanlıurfaspor. İç saha avantajını çöpe atan, taraftarının önünde reaksiyon veremeyen bir takım.
Bu tabloyla şampiyonluk hayal olur. Hatta bu futbolla play-off bile ciddi risk altındadır. Gerçekleri eğip bükmenin, hataları halının altına süpürmenin kimseye faydası yok.
Artık açık konuşmak gerekiyor: Transfer bir tercih değil, zorunluluktur. Bu kadro, bu oyun anlayışıyla bu yarış taşınamaz. Oyunu yönlendirecek bir orta saha, kanatları kullanabilen, hücumu çoğaltan oyuncular alınmadığı sürece bu kısır döngü devam eder.
Ancak mesele sadece oyuncu eksikliği de değil. Sahada ne oynandığı belli değilse, pres ne zaman ve nasıl yapılacak bilinmiyorsa, hücum planı kağıt üzerinde bile yoksa; sonuçlar da tesadüf değildir.
Şanlıurfaspor’un önünde hâlâ maçlar var ama zaman hızla tükeniyor. Kaybedilen sadece puanlar değil; kimlik, özgüven ve inanç da her hafta biraz daha eriyor. Şampiyonluk; söylemle değil, sahaya konan futbolla kazanılır.
Bu gidişat değişmezse, sezon sonunda sorulacak soru şampiyonluk değil, “nerede yanlış yaptık?” olur.
Yorumlar
Kalan Karakter: